Instagram Videosundan Reçete Çıkmaz
Telefon ekranında beyaz önlüğüyle karşımıza çıkan biri, elindeki kutuyu kameraya doğru uzatıyor: 40 yaşından sonra herkes bunu kullanmalı.

Başka bir videoda “Sabahları yorgun uyanıyorsanız magnezyum alın” deniliyor. Bir diğerinde üç kapsülden oluşan “uzun yaşam protokolü” açıklanıyor. Videonun altında da çoğu zaman küçük bir indirim kodu beliriyor.
Teşhis birkaç saniye, reçete bir dakika, satış bağlantısı ise hemen aşağıda…
Peki kişinin yaşı? Beslenme düzeni? Hastalıkları? Kullandığı ilaçlar? Laboratuvar sonuçları? Bunların hiçbiri bilinmiyor.
Çünkü sosyal medyada bazen hastanın yerini takipçi, muayenenin yerini izlenme sayısı, reçetenin yerini de indirim kodu alıyor.
Oysa bir kişinin hangi takviyeye ihtiyacı olduğunu Instagram algoritması belirleyemez.
“Herkes kullanmalı” diye bir sağlık tavsiyesi olamaz
Bir takviyenin bir kişi için gerekli olması, herkes için yararlı olduğu anlamına gelmez.
Demir eksikliği bulunan birine demir verilmesi tedavinin parçası olabilir. Ancak ihtiyacı olmadığı halde demir kullanan başka bir kişi bundan zarar görebilir. B12, D vitamini, folat ya da diğer takviyeler için de değerlendirme kişinin yaşı, beslenmesi, hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve gerektiğinde laboratuvar sonuçları dikkate alınarak yapılmalı.
Bu nedenle “40 yaşından sonra herkes bunu alsın”, “Uyuyamıyorsanız şunu kullanın” veya “Yaşlanmayı yavaşlatmak için bu üç takviyeyi alın” gibi cümleler masum birer yaşam tarzı önerisi değil. Bunlar, ekrandaki binlerce kişiye aynı anda verilen sağlık tavsiyeleri.
Üstelik o binlerce kişinin arasında böbrek hastalığı bulunan da olabilir, kan sulandırıcı kullanan da, hamile olan da, kanser tedavisi gören de…
Birine yararlı olabilecek ürün, bir başkası için gereksiz; hatta riskli olabilir. Örneğin ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin K vitamini bilgi sayfasında, K vitamininin warfarin gibi kan sulandırıcı ilaçlarla ciddi ve potansiyel olarak tehlikeli bir etkileşime girebileceği belirtiliyor. Bazı mineraller ilaçların emilimini etkileyebiliyor; bazı bitkisel ürünler ise ilaçların vücuttaki düzeyini değiştirebiliyor.
Yani “Doğal ürün, ne zararı olabilir?” sorusunun yanıtı oldukça açık:
Doğal olması, etkisiz olduğu anlamına gelmez. Etkisi varsa yan etkisi ve etkileşimi de olabilir.
Takviyeler masum şekerlemeler değil 2015 yılında The New England Journal of Medicine’da yayımlanan takviyelerle bağlantılı istenmeyen etkileri inceleyen bir araştırma, ABD’de takviyelerle ilişkili yan etkiler nedeniyle yılda yaklaşık 23 bin acil servis başvurusu gerçekleştiğini tahmin etti.
Gençlerde kilo verme ve enerji ürünleriyle bağlantılı çarpıntı, göğüs ağrısı ve kalp ritmi sorunları öne çıkarken, ileri yaştaki kişilerde özellikle büyük vitamin ve mineral tabletlerini yutmaya bağlı problemler dikkat çekiyordu.
Bu sonuç, bütün takviyelerin tehlikeli olduğu anlamına gelmiyor. Ancak takviyelerin gelişigüzel kullanılabilecek şekerlemeler olmadığını gösteriyor. Bir başka önemli araştırma 2024 yılında JAMA Network Open’da yayımlandı. Araştırmacılar genel olarak sağlıklı 390 bin 124 yetişkinin verilerini, 20 yılı aşan takip süreleriyle inceledi. Günlük multivitamin kullanımı daha düşük ölüm riskiyle, başka bir ifadeyle daha uzun yaşamla ilişkili bulunmadı.
Elbette bu, belirli bir eksikliği ya da özel bir tıbbi ihtiyacı bulunan kişilerin takviyeden yarar görmeyeceği anlamına gelmez. Araştırmanın sorguladığı şey, sağlıklı insanların “daha uzun yaşamak” amacıyla rutin multivitamin kullanmasıydı.
Tam da sosyal medyadaki genellemelerin gözden kaçırdığı ayrım bu:
Belirli bir kişide, belirli bir eksiklik için kullanılan ürün ile herkese “uzun yaşam formülü” olarak pazarlanan ürün aynı şey değildir.
Fare gençleşti diye insan gençleşmiş olmuyor
Takviye pazarlamasının en parlak vitrini bugünlerde “anti-aging” ve “longevity” sözcükleriyle kuruluyor.
Farelerde yapılan bir deneyde belirli bir molekülün bazı biyolojik süreçleri etkilediği görülüyor. Ardından sosyal medyada şu başlık beliriyor:
“Bilim insanları yaşlanmayı durdurdu!”
Bir süre sonra aynı molekülü ya da onunla ilişkilendirilen bir bileşeni içeren ürün, “gençlik takviyesi” etiketiyle satışa çıkıyor.
Fakat bilim böyle işlemiyor.
Hayvan deneyinde elde edilen sonucu insanlarda kanıtlanmış gibi anlatamazsınız.
Onlarca kişinin katıldığı, kısa süreli küçük bir araştırmayı kesin sonuç gibi sunamazsınız.
Bir kan değerindeki veya biyolojik belirteçteki değişimi, insanların daha uzun ve sağlıklı yaşadığının kanıtı sayamazsınız.
Bir biyolojik mekanizmanın teorik olarak umut verici olması da raftaki ticari ürünün insan ömrünü uzattığını göstermez.
Hücre kültüründen fareye, fareden insana, küçük deneylerden geniş ve uzun süreli klinik araştırmalara uzanan yolda pek çok umut verici müdahale elenir. Bilimin doğal süreci budur.
Sosyal medya pazarlaması ise çoğu zaman bu uzun yolun ilk adımını alıp sonuca varılmış gibi sunuyor.
“Bu molekül hücrelerde şu mekanizmayı etkiliyor” cümlesi, birkaç saniye içinde “Bu kapsül sizi genç tutar” iddiasına dönüşüyor.
Mekanizma bilimin başlangıcıdır; ürünün işe yaradığının garantisi değildir.
Beyaz önlük reklam etiketi değildir
Asıl meselelerden biri de sağlık unvanlarının ticari ürünlere güven kazandırmak amacıyla kullanılması.
Ekrandaki kişi doktor, eczacı, diyetisyen veya başka bir sağlık mesleği mensubu olduğunda izleyici yalnızca bir ürün tavsiyesi duymuyor. O tavsiyeyi mesleki bilgi, etik sorumluluk ve bilimsel güvenilirlikle birlikte değerlendiriyor.
İşte bu nedenle sağlık unvanı sıradan bir reklam yüzü gibi kullanılamaz.
Üstelik sorun yalnızca sağlık çalışanlarıyla sınırlı değil. Bilimsel bir sağlık eğitimi bulunmadığı halde kendisini “longevity uzmanı”, “hormon koçu”, “detoks danışmanı” ya da benzeri denetlenmesi belirsiz unvanlarla tanıtan kişiler de takipçilerine doğrudan ürün listeleri sunabiliyor.
Unvan etkileyici, vaat büyük, kanıt ise çoğu zaman açıklamanın en altında bile yok.
Varsa da genellikle tek bir araştırma gösteriliyor. Araştırmanın insanlarda mı, hayvanlarda mı yoksa hücrelerde mi yapıldığı; kaç kişinin katıldığı; ne kadar sürdüğü ve ticari ürünle doğrudan ilgisinin bulunup bulunmadığı anlatılmıyor.
Bazen makalenin gösterdiği sonuç doğru olsa bile ürün hakkında kurulan cümle doğru olmayabiliyor.
Çünkü bilimsel makale anlatmak başka, ürün pazarlamak başka.
Mevzuat var; görünürlüğü ve yaptırımı da güçlü olmalı
Türkiye’de takviye edici gıdaların reklamlarında kullanılabilecek sağlık beyanları kurallara bağlı. Hastalıkları tedavi ettiği, önlediği veya iyileştirdiği izlenimi veren yanıltıcı iddialara izin verilmiyor. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu da Şubat 2024’te takviye edici gıdaları ve sağlık beyanlarını ana gündemine aldı. O toplantıda sağlıkla ilgili reklamların da aralarında bulunduğu 47 dosya için toplam 9,1 milyon lirayı aşan idari para cezası uygulandığı açıklandı.
Ancak sosyal medya pazarlamasının hızı düşünüldüğünde yalnızca ürün ilanlarını değil, ürün önerisi görünümündeki içerikleri de daha yakından izlemek gerekiyor.
Bir videoda marka adı açıkça söylenmese bile ürün kameraya gösteriliyor, profil bağlantısına yönlendirme yapılıyor veya daha sonra takipçilere özel indirim kodu paylaşılıyorsa bunun “kişisel deneyim” denilerek geçiştirilmemesi gerekir.
Reklam, reklam gibi görünmediğinde daha ikna edici hale gelir.
Sağlık tavsiyesi ile ticari ilişkinin birbirine karıştığı içeriklerde ürün bağlantıları, sponsorluklar, komisyonlar ve marka işbirlikleri açıkça belirtilmeli. Bilimsel kanıtın düzeyi de izleyicinin anlayabileceği biçimde anlatılmalı.
“Hayvan çalışmasıdır.”
“İnsanlarda uzun vadeli etkisi bilinmemektedir.”
“Çalışma küçüktür.”
“Bu sonuç, ürünün ömrü uzattığını göstermemektedir.”
Bu cümleler pazarlamanın heyecanını azaltabilir. Ama halk sağlığını koruyan şey zaten biraz da bu bilimsel dürüstlüktür.
İhtiyacı olan kullanmalı, takipçisi çok olan önermemeli
Takviyelere bütünüyle karşı çıkmak bilimsel bir yaklaşım olmaz. Belirlenmiş eksikliklerde, bazı hastalıklarda, gebelik gibi özel dönemlerde veya beslenmeyle ihtiyacın karşılanamadığı durumlarda takviyeler gerekli ve yararlı olabilir.
Fakat bunların kime, hangi dozda ve ne kadar süreyle verileceğine takipçi sayısı karar veremez.
Sağlık iletişiminde ölçüt, videonun ne kadar izlendiği değil; iddianın hangi kanıta dayandığı olmalı.
Bu nedenle sosyal medyada sağlık unvanı kullanılarak yapılan takviye önerileri çok daha sıkı denetlenmeli. Bilimsel kanıtın düzeyi açıklanmadan sunulan sağlık iddialarına, gizlenen ticari ilişkilere ve sağlık tavsiyesi kılığına sokulan örtülü reklamlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.
Çünkü beyaz önlük bir satış kostümü değildir.
Bilim pazarlama yöntemi değildir.
Unvan da reklam yüzü değildir.
İlgili haber: SEVDİĞİM SENSİN BU AKŞAM VAR MI? 17 Eylül Star TV Yayın Akışı: Sevdiğim Sensin 2. Sezon Yeni Sezon Ne Zaman?
İlgili haber: Atina’da Hakan Fidan alarmı! Gerilim yeniden tırmanıyor
Kaynak: Cnnturk - Yazar Haberleri takip et
https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/esra-oz/instagram-videosundan-recete-cikmaz-3462866










Yorum Yap