Eylül Geldi: Biraz Hüzün, Biraz Umut, Biraz da Yeniden Başlamak
Eylül geldi. Takvimde sadece yeni bir ayın adı belki ama benim için Eylül her zaman bundan biraz daha fazlası oldu. Yazın gürültüsünün yavaş yavaş azaldığı, akşamların serinlediği, güneşin eskisi kadar yakmadığı ve insanın nedense kendisiyle daha çok baş başa kaldığı bir zaman…

Eylül, bana hep “Şimdi biraz dur ve düşün” diyor.
Çünkü yaz boyunca ertelenen ne varsa bir anda kapının önünde beliriyor. “Bunu gerçekten istiyor muyum?”, “Neyi geride bırakmalıyım?”, “Hayatımda neyi değiştirmek istiyorum?” gibi sorular, havaların serinlemesiyle birlikte zihnimizde de dolaşmaya başlıyor.
Belki de bu yüzden Eylül’ü bir başlangıç ayı gibi görüyorum.
Ocak ayında yeni kararlar almak kolaydır. Herkesin dilinde “Yeni yıl, yeni ben” cümlesi vardır. Oysa Eylül’ün başlangıçları bana daha gerçek geliyor. Çünkü Eylül, hayatın içinden çıkıp geliyor. Bir yazı yaşamış, yorulmuş, eğlenmiş, belki âşık olmuş, belki kırılmış, belki bazı insanları hayatına katmış, bazılarını da sessizce geride bırakmış oluyorsun.
Ve sonra Eylül geliyor.
Sanki hayat, “Hadi bakalım, şimdi kaldığımız yerden devam” diyor.
Ben Eylül’ü biraz da vedaların ayı olarak görüyorum. Yaz akşamlarına, uzun günlere, deniz kenarında geçirilen saatlere, gece yarılarına kadar süren sohbetlere veda ediyoruz. Ama her veda biraz da yeni bir şey için yer açmak değil mi?
Sonbaharın en sevdiğim tarafı da tam olarak bu.
Ağaçların yapraklarını dökmesine bakarken nedense insan kendi hayatındaki fazlalıkları da düşünmeye başlıyor. Bizi yoran insanlar, artık bize iyi gelmeyen alışkanlıklar, sürekli ertelediğimiz kararlar…
Belki de doğa bize çok basit bir şey anlatıyor:
Her şeyi üzerimizde taşımak zorunda değiliz.
Ağaç yaprağını bırakıyor ve yeniden yeşereceğini biliyor. Biz ise bazen sırf alıştığımız için bazı şeylere tutunuyoruz. Oysa bırakmak her zaman kaybetmek anlamına gelmiyor. Bazen bırakmak, kendimize yeniden nefes alacak bir alan açmak.
Bu Eylül’de benim kendime söylemek istediğim şey de biraz bu.
Her şeyi aynı anda düzeltmek zorunda değilim.
Her planın hemen gerçekleşmesi gerekmiyor. Her sorunun bugün bir cevabı olmak zorunda değil. Bazen sadece biraz yavaşlamak, kahveni alıp camdan dışarı bakmak ve hayatın kendi ritminde ilerlemesine izin vermek gerekiyor.
Çünkü son zamanlarda hepimizin en çok unuttuğu şeylerden biri galiba bu: Yaşamak.
Bir yerlere yetişmekten, bir şeyleri tamamlamaktan, sürekli daha iyisini istemekten hayatın kendisini kaçırıyoruz.
Oysa Eylül akşamında açık bir pencerenin önünde oturup gelen serin havayı hissetmek de hayat.
Sevdiğin biriyle uzun uzun konuşmak da.
Telefonu bir kenara bırakıp gökyüzünün rengini izlemek de.
Bir fincan kahvenin ilk yudumunda “Bugün güzel olacak” diyebilmek de…
Eylül bana biraz da bunu hatırlatıyor.
Hayatın illa büyük değişimlerle güzelleşmediğini.
Bazen küçük şeylerin yeterli olduğunu.
Bir sabah daha umutlu uyanmanın, bir akşam daha huzurlu uyumanın, kendimize biraz daha anlayışlı davranmanın da büyük bir başarı olduğunu…
Belki bu yüzden sonbaharı seviyorum.
Çünkü bahar bize büyümeyi, yaz bize yaşamayı, kış dinlenmeyi anlatıyorsa; sonbahar bana bırakmayı ve yeniden başlamayı öğretiyor.
Şimdi önümüzde uzun bir sonbahar var.
Belki biraz yağmur yağacak, belki havalar soğuyacak, belki bazı akşamlar içimize hafif bir hüzün çökecek.
Ama biliyorum ki her yaprak döküldüğünde hayat biraz daha sadeleşecek.
Ve belki biz de bu Eylül’de kendimize küçük bir iyilik yapıp şunu söyleyeceğiz:
“Artık bana iyi gelmeyen şeyleri bırakabilirim. Çünkü önümde yeniden başlayabileceğim kocaman bir hayat var.”
Hoş geldin Eylül.
Bu kez senden çok şey beklemiyorum.
Sadece biraz huzur, biraz cesaret ve mümkünse bolca güzel anı bırak bana.
Gerisini birlikte hallederiz.
İlgili haber: Tosya'da üreticilere marul fidesi ve sera örtüsü desteği
İlgili haber: 18 Eylül 2026 Cuma Namazı Vakitleri: 81 İlde Ezan Saatleri
Kaynak: Cnnturk - Yazar Haberleri takip et
https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/pinar-oral/eylul-geldi-biraz-huzun-biraz-umut-biraz-da-yeniden-baslamak-3462203










Yorum Yap