İçeriğe geç
PİYASALAR
USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.07%Gram Altın6.825,96+2.36%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.07%Gram Altın6.825,96+2.36%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.07%Gram Altın6.825,96+2.36%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.07%Gram Altın6.825,96+2.36%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%
Ekonomi

ANA MAKRO GÖSTERGELER PENCERESİNDEN..

Genel Yayın Yönetmeni4 Eylül 2026 23:22Ajans: Cnnturk - Yazar Haberleri takip etGüncellendi: 9 Eylül 2026 18:440 görüntülenme6 dk okuma
Paylaş:

Ekonominin hal ve gidişini gösteren çeşitli makro göstergelerin her biri ayrı ve özgün değer taşımakla birlikte; “Büyüme”, “Enflasyon”, “İstihdam” benzerleri, ana çerçeveyi oluşturma nitelikleri ile ön plana taşınıyor.

ANA MAKRO GÖSTERGELER PENCERESİNDEN..
Haberi Dinle
--:----:--

Büyüme gibi bütünleşik (kompozit) göstergelerin yanında, tüm istatistikleri; ilgili oldukları alan kadar, diğer parametreler ile beraber, bütünlükçü ve sinerjik (birliktelikten doğan güç) bir yaklaşımla ele almak gerekiyor. Haftanın ilk gününde açıklanan dönemsel Büyüme ve İşsizlik istatistiklerini ve bu gün paylaşılan Enflasyon verilerini bu bakış açısı korunarak değerlendirmek yerinde bulunuyor:
Çeyreklik (Üçer Aylık) bazda ölçülen büyüme için Nisan-Haziran dönemi rakamları; yıllık %2,3 ve çeyreklikte %1,1 manşetlerini işaret ediyor. Böylece, ekonominin aralıksız büyüme seyri 24. ayına girmiş bulunmakla birlikte, beklentilerin (2,8) altında bir manşet ile karşılaşılıyor. Yılın ikinci çeyreğinde GSYH ( Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) 19.9 trilyon Liraya ulaşarak, Türkiye ekonomisi 438 milyar Dolar hacmine yükseliyor.
Alt kırımlara bakıldığında; önceki dönemde yaşanan kuraklık sıkıntısını geride bırakan Tarım sektörünün %13,3 oranı ile en yüksek oranda büyüyen kulvarı temsil ettiği görülüyor. Sanayi sektöründe ise %2,4 oranında görece düşük bir tempo yakalandığı anlaşılıyor. İhracatta gerileme olmasına karşın ithalatta düşüş daha yüksek oranda olduğu için dış ticarette net katkı tablosunun ortaya çıktığı izleniyor.
Uzun yıllar büyümede “lokomotif ve/veya canlandırıcı” etki sağlamış bulunan İnşaat sektörü için ortaya konulan %1,9 düzeyindeki küçülme dikkat çekici bulunuyor. Ayrıca, İşgücü-Emek faktörünün milli gelirden aldığı pay %4,6 puan geriler iken, Sermaye kesiminin aldığı payın %3,9 arttığı tespitinin altı çiziliyor. Yatırımlardaki gelişmenin önemli göstergesi olan Sabit Sermaye Oluşumu kalemindeki %1’lik gerileme; ideal durumu temsil eden “sanayi eksenli ve imalat lokomotifliğinde kalkınma” hedefine henüz uzak kalındığını ifade ediyor.
Enflasyonun “şişirici/kofluk etkisi yaratan” etki dairesinden çıkarılmış; Kalkınma ve Yaşam Kalitesi değerleri ile hemhal edilmiş; Kaliteli Büyüme tanımına yakınlaşmış bir ideal Ekonomik Büyüme tablosuna doğru yönelmek gerekiyor.
Temmuz ayına ilişkin İşgücü İstatistikleri, 0,5 puanlık bir artışla; %8,1 düzeyine ulaşan bir işsizlik manşetini paylaşıyor. Bu gelişme çerçevesinde, uzun bir süreden sonra ilk kez işsizlik oranı artmış bulunuyor. Genç Nüfus için işsizlik oranı ise manşetteki artışın üç katına çıkarak, %14,5 düzeyine tırmanıyor. İşgücüne Katılma Oranı, 0,4 puan gerileyerek; %52.5 seviyesine düşerken, zamana bağlı eksik istihdam; potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan Atıl İşgücü oranının %28,8’den %30,6’ya çıktığı görülüyor.
İşgücü istatistikleri bakımından “manşet” değeri temsil eden İşsizlik Oranı için, uzunca bir süreden sonra ortaya çıkan net artış tablosunun; bozucu bir sinyal etkisi olarak etiketlenmesi gerekiyor. Tıpkı Büyüme dinamikleri için geçerli olmak üzere, İstihdam göstergeleri özelinde “nicelik/manşet” kadar, “nitelik/arka plan” birlikte yapılacak değerlendirmelere ihtiyaç bulunuyor. İstihdam kulvarı için ortada duran ve dönemsel etkilerin dışında varlığını sürdüren bir dizi “yapısal ve yerleşik problemlere”, uzun soluklu yaklaşımlar ile ve fakat, yakın vade içinde vaziyet etme mecburiyeti karşımızda duruyor.
“ %5 çıtasının altında kalan bir Ekonomik Büyüme manşetinin, ülkemizdeki İstihdam yaratma dinamiklerine destek veremeyeceği” yönündeki yerleşik tespitlerin, bir kere daha hatırlanma anı yaşanıyor. Üstelik, Enflasyon ile mücadele için aylardır yürütülen sıkılaştırıcı politikalara karşın Büyüme rakamlarında görülen ket vurucu etkiyi dengeleyecek bir “ Ödünleştirme Avantajı” elde edilemiyor. Zira, henüz açıklanan Ağustos ayı enflasyon manşeti de olumlu bir tabloyu ortaya koymuyor:
TÜİK ölçümlerine göre, aylık enflasyon (TÜFE) verisi %1,84, yıllıkta ise %31,51 düzeylerinde açıklanıyor. Manşet rakam, üçüncü aydır aralıksız aritmetik gerilemeye işaret ederken, arka plan okumaları farklı bir tablonun kuvvetli işaretlerini gündeme getiriyor. Birikmiş maliyet enflasyonunu (gerilmiş zemberek etkisi) gösteren Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) önceki ayda %1,52 düzeyinden, önemli bir artışla, %2,57’ye artış gösteriyor. Bu manşetin; aylık TÜFE göstergesinin birbuçuk katı yüksek düzeyi ile enflasyonda katılık ve yapışkanlık sendromları bakımından herhangi bir iyileştirme işareti vermediği değerlendiriliyor.
Bu tespitin bir başka dayanağı olarak, aylık manşet ile aynı düzeyde çıkan Çekirdek Enflasyon rakamları ortaya çıkıyor. Enflasyon sepetinde yer alan 174 alt sınıf kaleminden 134 tanesinin (yaklaşık %80’i) fiyatlarında artış görülmesi, katılık ve yapışkanlık handikaplarına ilaveten, enflasyonda yaygınlık sendromunun da aşılamadığına delil teşkil ediyor. Yaz mevsiminin son ayına ait güncel tablo; enflasyon için “öngörülebilir/sürdürülebilir” bir kulvara girildiğine ve iniş trendi konjonktürüne geçildiğine dair destekleyici doneler getiremiyor.
Ana Makro Göstergeler arasında yer alan Büyüme, İstihdam ve Enflasyon kulvarlarına ait güncel rakamlar, bir yönüyle, Ekonomi kuramının yerleşik “ Ödünleşme/Trade- off ” yaklaşım ile kurallarını adeta sınayan bir tabloyu ortaya getiriyor. Sıkılaştırıcı politikalara karşın, hem enflasyon, hem de büyüme cephesinde iyileşme görülmüyor; her hangi bir kalıcı kazanımdan bahsedilemiyor. Üstelik, İşsizlik Oranı ve Enflasyon arasındaki ters yönlü ilişki/ödünleşmeyi konu alan Phillips Eğrisi bu noktada çalışmıyor; Yüksek İşsizlik ile Yüksek Enflasyon birlikte varlıklarını koruyor!
İşin temelinde, gene, “Kök Sorun” olan Yüksek Enflasyon ile mücadelede “uzun bir süreç sonunda istenilen hedeflere halen uzak düşme” problemi yattığını görmek gerekiyor.

İlgili Haberler

Ekonomi
Ekonomi1 dk okuma

Altının kilogram fiyatı yükseldi

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 821 bin 700 liraya yükseldi.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Ekonomi
Ekonomi3 dk okuma

İkiz dönüşümün iş gücü piyasasına etkisi 'meslek haritası' ile izlenecek

Türkiye, "ikiz dönüşüm" olarak adlandırılan yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve hızlandırılması amacıyla bölgesel ve sektörel ihtiyaçları ortaya koyan "meslek haritası" oluşturarak yeni uygulamaları devreye alacak

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Ekonomi
Ekonomi2 dk okuma

Türkiye'de KOBİ'lerin çok uluslu şirketlerle bağları güçleniyor

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) raporuna göre, Türkiye ekonomisinde katma değerin yüzde 41,2'sini ve istihdamın yüzde 68,5'ini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) küresel değer zincirlerine entegrasyonu derinleşirken, çok uluslu şirketlerle tedarik ve iş birliği bağlantıları da güçleniyor.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Ekonomi
Ekonomi3 dk okuma

İstanbul'dan ağustosta ihracat rekoru: 8,8 milyar dolar

İstanbullu şirketler, ağustosta 8,8 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek aylık ihracatını gerçekleştirirken, kentin dış satımı yıllık bazda yüzde 11,6 arttı. İstanbul, Türkiye'nin 23,5 milyar dolarlık ağustos ihracatının yüzde 37,5'ini karşıladı.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

Bunlari da Okuyun