İçeriğe geç
PİYASALAR
USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.08%Gram Altın6.823,17+2.32%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.08%Gram Altın6.823,17+2.32%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.08%Gram Altın6.823,17+2.32%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%USD/TRY48,67+0.04%EUR/TRY55,98+0.29%GBP/TRY65,12+0.08%Gram Altın6.823,17+2.32%Çeyrek Altın10.898,73+0.59%
Sağlık

Çin "Şoku" / "Fırsat" İkilemi

Genel Yayın Yönetmeni9 Eylül 2026 01:03Ajans: Cnnturk - Yazar Haberleri takip etGüncellendi: 9 Eylül 2026 18:440 görüntülenme6 dk okuma
Paylaş:

Geçtiğimiz günlerde Amerika’da düzenlenen G20 (Gelişmiş Ülkeler) Zirvesi’nin, ortak sonuç bildirgesi yayınlanmadan dağıldığını hatırlatmak gerekiyor. Çin; tek başına sergilediği karşı duruş ile “19’a Karşı Tek” resmini vermekten kaçınmıyor.

Çin "Şoku" / "Fırsat" İkilemi
Haberi Dinle
--:----:--

Çin ayrılığının temelinde; diğer ülkeler tarafından ifade edilen “devlet teşviklerine dayalı fazla kapasite ve haksız rekabet” iddalarına karşı çıkma yatıyor. Son dönemlerde, Çin ile ticaret yapan tüm ülke ve sektörlerin benzer görüşleri sıklıkla gündeme taşıdıkları görülüyor. Çin ile dış ticaretinde verdiği açık günde bir milyar Avro seviyesine yükselen Avrupa Birliği yeni düzenlemeler üzerinde çalışmalarını hızlandırıyor. ABD Başkanı Trump, aşırı kapasite/haksız rekabet başlıkları üzerinden Çin’e; %7,5 ek gümrük vergisi getirme kararını açıklıyor.
Türkiye açısından Çin’in toplam dış alımdaki payı, son on yılda ikiye katlanarak, %15 ile tüm zamanların en yüksek düzeyine erişiyor ve yıllık 50 milyar Dolar eşiğine geliyor. Çin tarafı lehine “ 1’e 12” nispetine (her bir Dolarlık ihracata karşılık oniki Dolarlık ithalat) gelen dış ticaret oranı/dengesizliği dikkat çekiyor ve Çin’in; en büyük dış ticaret ortağımız AB’nin (Avrupa Birliği) yerini alma ihtimali kuvvetleniyor.
Küresel ticaretin en önemli oyuncuları arasına katılan Çin’in, belirli sektör ve ürünlerde, uzun yıllar önce başlattığı merkezi planlama ve kaynak/destek sağlama planları biliniyor. Dünyanın en büyük komünist partisi olan ÇKP mutlak hakimiyetinde ekonominin tamamen “yukarıdan aşağıya/kontrollü” bir yaklaşımla planlandığı biliniyor. Devlet/Parti/Ordu komutanlık ve başkanlıklarını üstlenen Şi dönemi ile birlikte; uzun yıllar tedavülde kalan “fason ve ucuzcu; taklitçi” tedarik kaynağı imajları yerine, “global marka çıkaran; yenilikçi ve kaliteli” bir yeniden konumlandırma döneminin başlatıldığı izleniyor.
İkibinli yılların hemen başlangıcında girişilen “emredici” hamleler ile, günümüzde, diğer küresel rakiplerin eleştiri ve elbette “tehdit” düzeyinde algıladıkları sonuçlara varıldığı görülüyor. Ülkenin son onbeş yılda 250 milyar Dolar kaynak ayırdığı ve öncü çalışmalara destek verdiği EV (Elektrikli Araçlar) sektörü bu duruma isabetli bir örnek teşkil ediyor. Geçen sene dünyada satılan EV’lerin %75’i Çin’de üretilirken, ABD’nin payı sadece %5 düzeyinde kalıyor. Çin üretimi bu araçlar için uygulanan %127,5 düzeyindeki gümrük vergisine karşın Amerika’nın üç büyük otomotiv devinin bu kulvardaki yıllık zararlarının 55 milyar Dolara eriştiği açıklanıyor. 1970’lerde Japon arabalarından kaynaklanan rekabet ile sarsılan köklü ve öncü Amerikan otomobil sektörü, şimdi daha yaman bir rakip ile uğraşıyor. Ülkenin tüm milli gelirinin %5’ini üreten ve sekiz milyon istihdam yaratan sektörü, kendi deyimleriyle; “haksız teşvik ve ucuz işgücüne dayalı” Çin rekabetinden korumak için, Amerikalı politikacıların; Çin mahreçli EV’lere satış yasağı getirme çabaları gündemde kalıyor. Sonuçta, EV satışları söz konusu olduğunda; Güney Amerika ve Asya pazarlarının % 80’i, Avustralya pazarının %60’ı gibi örneklerden görüleceği üzere, Çin’in “ezici” hakimiyeti ortaya çıkıyor. Üstelik, fiyat/kalite ekseninde, Çin üretimi EV’lerin, Amerikan üretimi araçlara göre dörtte bire düşen etiket fiyatı avantajı sağladıkları izleniyor.
İşte buradan hareketle, 2000’li yılların başında bol ve ucuz üretimi ile küresel ticaret dinamiklerini adeta yeniden yapılandıran Çin üzerine geliştirilen “Çin Şoku” sendromunun, şimdilerde, ucuzcu/fason tüketim malları profilini; ileri teknolojili/yenilikçi platforma taşıması ile birlikte yeni/ikinci sürümüne geçtiği değerlendiriliyor. FED’in geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda yayınladığı bir güncel çalışmada; özellikle 2018 sonrasında Çin’in küresel ekonomide hızla artan varlığının “oyun kurallarını değiştirici” nitelikte bir ikinci Çin Şoku evresini başlattığı öne sürülüyor. Geçtiğimiz yıl 1,2 trilyon Dolara ulaşan dış ticaret fazlası ile Çin’in; haksız rekabet koşulları ile ulaştığı aşırı kapasite durumunun, dünya çapında karşı durulması zor bir ticaret dalgasına yol açtığı tespit ediliyor. 2024 yılından bu yana sıklıkla kullanılmaya başlanılan Çin Şoku (China Shock) ifadesinin, kısa zamanda farklı açılımları gündeme getirerek, yeni bir fenomen haline dönüştüğü görüşü tartışmaya açılıyor. Kısaca 15-5 olarak adlandırılan Çin 15. Beş Yıllık (2026-30) Kalkınma Planı dikkate alındığında, Çin’in “hız kesmeyeceği” anlaşılıyor!.
Halen dünya ekonomisinin beşte birini oluşturan Çin’in, küresel ticarette hızla artan payı paralelinde; 2000-2007 arasına etiketlenen Çin Şoku 1.0 ardından, 2018 yılından başlayarak Çin Şoku 2.0 dönemine geçildiği ifade ediliyor. Çin’in, iç talep ile eritilemeyen kapasitesini, uluslararası pazarlara yoğun yöneliş ile değerlendirmeye çalıştığı yönündeki eleştirilerin gündemde kalacağı anlaşılıyor. AB ve ABD başta gelmek üzere, özellikle gelişmiş ülkelerin yerleşik sektörlerinin (otomotiv, demir-çelik, vb.) adeta “nefesini kesen” bir Çin dalgasından bahsediliyor. İlaveten, Çin’in küresel planda ihracat pazarlarına dağılım ve erişiminde elde ettiği kazanımlar “diğerlerinin önünü kesen bir fırtına” olarak tasvir ediliyor. Çin’in üretim kapasite ve teknolojilerinde ulaştığı mühendislik birikimi de, yerleşik imalat anlayış ile uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesi/ yapılandırılması ihtiyaçlarını adeta dikte ediyor.
Çin Şoku yaklaşımı etrafında buluşanlar; Çin’deki “zorunlu tek çocuk” benzeri uygulamaları hatırlatarak; ancak merkezi-otoriter rejim/tek parti yaklaşım ve marifeti ile ulaşılabilecek bir rekabet gücü temelinde eleştirilerini temellendiriyor ve diğer ülkeler için ortaya çıkan “haksız” duruma işaret ediyor. Sadece saatler önce benzeri bu değerlendirmelere itiraz ederek G20 sonuç bildirgesine imza koymayan Çin tarafı ise kategorik olarak karşı çıkan duruş ve kararlılığını sürdürüyor.
FED’in yayınladığı “Çin Şoku 2.0” başlıklı değerlendirmeden iki ay sonra bu kez Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan çalışmanın başlığı; “Çin Fırsatı 2.0” olarak karşımıza çıkıyor. Konu ile ilgili tartışmaların, artık yeni açılım ve tarafların farklılaşan pozisyonları temelinde tartışılmaya devam edileceği anlaşılıyor.

İlgili Haberler

Sağlık
Sağlık1 dk okuma

Uydular, Grönland ve Antarktika'nın 47 yılda 12 trilyon tondan fazla buz kaybettiğini gösterdi

Kapsamlı bir bilimsel rapora göre, Grönland ve Antarktika'daki buzullardan 1979 yılından bu yana yaklaşık 12,5 trilyon ton buz eridi. Bu miktar, Amerika Birleşik Devletleri'nin kara alanı boyunca beşe ayak derinliğinde buz yığmaya yetecek kadar donmuş su anlamına geliyor.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Sağlık
Sağlık3 dk okuma

Bilimsel bir atılımla yarı insan yarı fare beyin geliştirildi

ABD'li nörobilimciler, farelerin kendi beyinleri içinde işlevsel insan hücrelerine sahip olmasını başarıyla sağladı. Araştırmacılar, yalnızca insanlarda görülen psikiyatrik ve nörogelişimsel hastalıklara yönelik potansiyel tedavilerin artık laboratuvar kemirgenleri üzerinde test edilebileceğini umuyor.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Sağlık
Sağlık2 dk okuma

Microsoft: Anthropic'in yapay zekası insanlık üzerinde felaket etkisi yaratabilir

Microsoft'un yapay zeka başkanı, Anthropic'in Claude yapay zeka modelini eğitme yaklaşımının "insanlığın refahı üzerinde felaket etkisi" yaratabileceği konusunda uyardı.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:05
Sağlık
Sağlık1 dk okuma

Şehir hastanelerinde dev hizmet kapasitesi

Türkiye genelinde hizmet veren 27 şehir hastanesi, yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle teşhisten tedaviye, ameliyattan rehabilitasyona kadar birçok sağlık hizmetini aynı kampüs içerisinde vatandaşlara sunuyor.

Genel Yayın Yönetmeni
017 Eylül 2026 20:04

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

... + ... = ?

Bunlari da Okuyun