KANSERİ TETİKLİYOR MU? Akciğerden Meme Dokusuna Kadar Bulundu! Mikroplastiklerin Vücuttaki Etkisi Araştırılıyor
Hava, su ve toprakta giderek yaygınlaşan mikroplastiklerin insan vücudunun farklı dokularında tespit edilmesi sağlık açısından yeni soru işaretleri oluşturdu. Bazı araştırmalarda mikroplastik parçacıklarının farklı kanser türlerine ait tümör dokularında da bulunduğu belirlendi. Ancak mevcut bilimsel veriler, mikroplastiklerin doğrudan kansere neden olduğunu söylemek için henüz yeterli değil.

Hava, su ve toprakta giderek yaygınlaşan mikroplastiklerin insan vücudunun farklı dokularında tespit edilmesi sağlık açısından yeni soru işaretleri oluşturdu. Bazı araştırmalarda mikroplastik parçacıklarının farklı kanser türlerine ait tümör dokularında da bulunduğu belirlendi. Ancak mevcut bilimsel veriler, mikroplastiklerin doğrudan kansere neden olduğunu söylemek için henüz yeterli değil.Günlük yaşamın hemen her alanında kullanılan plastiklerin parçalanmasıyla ortaya çıkan mikroplastikler, artık yalnızca çevre kirliliğinin değil insan sağlığının da önemli araştırma başlıklarından biri haline geldi. İnsan vücudunun farklı bölgelerinde ve bazı tümör dokularında mikroplastik parçacıklarının tespit edilmesi, “Mikroplastikler kanser yapıyor mu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Bilimsel çalışmalar olası bağlantıya dikkat çekerken, uzmanlar kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için henüz erken olduğunu belirtiyor. Günümüzde plastik üretiminin ulaştığı boyut, çevrede gözle görülemeyen mikroplastik ve nanoplastik parçacıklarının da giderek yaygınlaşmasına neden oluyor. Hava, su ve toprakta bulunan bu parçacıkların insan vücudunda farklı doku ve biyolojik örneklerde tespit edilmesi, uzun vadeli sağlık etkileri konusunda önemli soruları gündeme getiriyor. Özellikle mikroplastikler ile kanser arasındaki olası ilişki, son yıllarda bilim dünyasının üzerinde yoğunlaştığı araştırma alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı, mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki olası etkilerinin dikkatle araştırılması gerektiğini belirterek, Mikroplastiklerin farklı insan dokularında ve bazı tümör örneklerinde saptanması dikkat çekici bir bulgu. Ancak bir parçacığın tümör dokusunda bulunması, tek başına o parçacığın kansere neden olduğunu göstermez. Bugün için mikroplastik maruziyetinin insanlarda kanser görülme sıklığını doğrudan artırdığını ortaya koyan yeterli epidemiyolojik kanıt bulunmuyor. Bu nedenle mevcut verileri bilimsel temkinlilikle değerlendirmek gerekiyor dedi.
İlgili haber: Uzun süren reflü ve yutma güçlüğüne dikkat! Uzmanı uyardı: Bu belirtiler ihmal edilmemeli
Prof. Dr. Günaldı, deneysel çalışmalarda mikroplastiklerin kronik inflamasyon, oksidatif stres, hormonal sistem ve hücre çoğalmasını düzenleyen bazı sinyal yolakları üzerindeki olası etkilerinin araştırıldığını ifade etti. Bazı çalışmalarda akciğer, kolorektal, mide, serviks, meme, pankreas ve prostat kanserleri gibi farklı kanser türlerine ait tümör dokularında mikroplastik parçacıklarının tespit edildiğini belirten
Prof. Dr. Günaldı, Bu bulgular mikroplastiklerin tümör biyolojisi üzerindeki olası etkilerinin araştırılması açısından önem taşıyor. Ancak laboratuvar ortamında ortaya konan mekanizmaların insanlarda doğrudan kanser nedeni olarak kabul edilebilmesi için daha kapsamlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var diye konuştu. Mikroplastiklerin olası etkilerinin birden fazla mekanizma üzerinden değerlendirildiğini söyleyen Prof. Dr. Günaldı, Mikroplastiklerin hücrelerde inflamatuvar yanıtı ve oksidatif stresi artırabileceği, bunun hücresel hasar açısından önem taşıyabileceği düşünülüyor. Bunun yanı sıra plastik üretiminde kullanılan bazı kimyasalların hormonal sistem üzerindeki etkileri de araştırılıyor. PI3K/Akt/mTOR ve Wnt/-katenin gibi hücre büyümesi ve çoğalmasında rol oynayan sinyal yolakları da deneysel çalışmaların konusu. Ayrıca mikroplastiklerin yüzeylerinde bazı çevresel kirleticileri taşıyabilmesi, bu parçacıkların vücuttaki etkilerinin daha geniş bir çerçevede incelenmesini gerektiriyor ifadelerini kullandı. Mikroplastiklerin yaygınlaşması ile özellikle bazı kanserlerin daha genç yaşlarda görülmesindeki artış arasında dikkat çekici bir zaman örtüşmesi bulunduğunu ancak bunun nedensellik anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Günaldı, Son yıllarda 50 yaş altındaki bazı kanser türlerinde artış görülüyor. Ancak bu artışı yalnızca mikroplastik maruziyetiyle açıklamak mümkün değil. Obezite, hareketsiz yaşam, beslenme alışkanlıkları, alkol, sigara ve çevresel faktörler gibi çok sayıda değişken de aynı dönemde değişti. Dolayısıyla mikroplastikleri tek başına sorumlu tutmak bilimsel açıdan doğru olmaz dedi. Kanserden korunmada bilimsel olarak kanıtlanmış risk faktörlerine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Günaldı, Sigara, tütün ürünleri ve alkolden uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli beslenmek ve yaşa ve kişisel risklere uygun kanser taramalarını ihmal etmemek kanserden korunmada en önemli adımlar arasında. Bunun yanında plastik kullanımını gereksiz yere artırmamak, sıcak yiyecek ve içecekleri plastik kaplarda uzun süre bekletmemek gibi pratik önlemlerle plastik kaynaklı maruziyetin azaltılması da makul bir yaklaşım olabilir açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Meral Günaldı, mikroplastiklerin kanserle ilişkisi konusunda toplumda gereksiz bir endişe oluşturmadan, bilimsel gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: Bugün elimizdeki veriler mikroplastiklerin tamamen zararsız olduğunu göstermiyor; ancak insanlarda kansere neden olduğunu kesin olarak ortaya koyan yeterli kanıt da bulunmuyor. Bu nedenle konuya ne gereksiz bir korkuyla ne de tamamen önemsizmiş gibi yaklaşmak gerekiyor. Mikroplastiklerin vücutta birikimi, biyolojik etkileri ve uzun vadeli sağlık sonuçlarının daha iyi anlaşılması için kapsamlı araştırmalara ihtiyaç var.







Yorum Yap