Göz Çevresindeki Sarı Lekeler Kalp Hastalıkları Riskine İşaret Edebilir
Göz kapakları çevresinde oluşan sarımsı yağ birikintileri, estetik bir kaygıdan öte, ciddi kalp ve damar hastalıklarının habercisi olabilir. Yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, bu oluşumlara sahip kişilerde kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak riskinin önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. Uzmanlar, bu belirtilerin vücuttaki damar sağlığına dair erken ve görünür bir uyarı işareti olabileceği konusunda uyarıyor.

Göz kapakları çevresinde beliren sarımsı yağ birikintileri, genellikle 'ksantelazma' olarak adlandırılır ve çoğu zaman yalnızca kozmetik bir sorun olarak algılanır. Ancak bilim insanları tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, bu oluşumların kalp krizi, inme (felç) ve geçici iskemik atak (mini inme) gibi ciddi kardiyovasküler olaylarla ilişkili olabileceğini gösterdi.
Yaklaşık 36 bin kişinin sağlık verilerinin incelendiği bu çalışma, ksantelazması bulunan bireylerde kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak oranlarının belirgin şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu sarı plakların kalp-damar hastalıkları açısından gözle görülür bir uyarı işareti olabileceğine dikkat çekiyor.
İlgili haber: SEVDİĞİM SENSİN BU AKŞAM VAR MI? 17 Eylül Star TV Yayın Akışı: Sevdiğim Sensin 2. Sezon Yeni Sezon Ne Zaman?
Ksantelazma, göz kapaklarının özellikle iç köşelerine yakın bölgelerde ortaya çıkan, sarı veya sarımsı renkte, hafif kabarık plaklardır. Bu oluşumlar, makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin kolesterol ve diğer yağlarla dolması sonucu meydana gelir. Çoğu zaman yüksek kolesterolle ilişkilendirilse de, kan yağları normal seviyelerde olan kişilerde de görülebilmesi, ksantelazmanın yalnızca yerel bir yağ birikimi mi yoksa vücuttaki daha yaygın bir damar hastalığının göstergesi mi olduğu sorusunu gündeme getirmiştir.
Araştırmacılar, ksantelazmanın aterosklerozla ilişkili olabilecek görünür bir işaret olarak kullanılabileceğini düşünüyor. Ateroskleroz, atardamar duvarlarında yağ, kolesterol ve diğer maddelerin birikmesiyle plakların oluştuğu bir durumdur. Bu plaklar zamanla damarları daraltarak kan akışını kısıtlayabilir veya yırtılarak pıhtı oluşumuna yol açabilir. Ateroskleroz, kalp krizlerinin ve iskemik inmelerin başlıca nedenlerinden biridir ve yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir.
Bu nedenle bilim insanları, ateroskleroz riskini daha erken gösterebilecek basit ve görünür işaretlerin peşindedir. Yayımlanan çalışmada, ksantelazma tanısı konmuş 17 bin 925 kişi, aynı sayıda kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Kontrol grubuna, yaşla birlikte yakını görmenin bozulması olarak bilinen presbiyopi tanısı bulunan kişiler dahil edildi. Bu seçim, kontrol grubundaki bireylerin göz muayenesinden geçmiş olması ve ksantelazmalarının bulunmadığının daha güvenilir bir şekilde belirlenmesini sağladı.
İki gruptaki kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak oranları yıllar boyunca karşılaştırıldı. İlk bir yıllık takip döneminde, ksantelazması olanların yaklaşık yüzde 1'i (178 kişi) kalp krizi geçirirken, kontrol grubunda bu oran yaklaşık yüzde 0,35 (63 kişi) olarak kaydedildi. İnme oranları da benzer bir fark gösterdi; ksantelazma grubunda ilk yıl inme oranı yüzde 0,95 iken, kontrol grubunda yüzde 0,3'tü. Geçici iskemik atak oranı ise ksantelazması olanlarda yüzde 0,6, kontrol grubunda yüzde 0,19 olarak belirlendi.
Mutlak oranlar düşük olsa da, bu olayların ksantelazması bulunan kişilerde birkaç kat daha sık görülmesi dikkat çekicidir. Gruplar arasındaki fark zaman içinde bir miktar azalsa da, araştırmacılar 5 ve 10 yıllık takiplerde de ksantelazma grubundaki kardiyovasküler ve serebrovasküler olay oranlarının daha yüksek kaldığını bildirdi.
Araştırmacılar, ksantelazma ile kardiyovasküler risk arasındaki ilişkinin yalnızca kandaki kolesterol seviyeleriyle açıklanamayabileceğine işaret ediyor. Ancak çalışma, bu ilişkinin altında yatan biyolojik mekanizmayı tam olarak ortaya koyamadı. Önemli bir ayrım olarak, çalışma göz çevresindeki ksantelazmaların doğrudan kalp krizine veya inmeye neden olduğunu göstermemektedir. Bunun yerine, bu oluşumların, başka kardiyovasküler risk faktörleri veya vücuttaki yağ metabolizmasıyla ilişkili süreçler nedeniyle ortaya çıkan bir risk göstergesi veya belirti olabileceği düşünülüyor.
İlgili haber: Atina’da Hakan Fidan alarmı! Gerilim yeniden tırmanıyor
Bilim insanları, ksantelazmayı kalp-damar ve beyin-damar hastalıkları açısından risk sınıflandırmasında kullanılabilecek klinik bir işaret olarak değerlendiriyor. Ksantelazmanın avantajlarından biri, herhangi bir ileri görüntüleme veya laboratuvar testi olmadan gözle fark edilebilmesidir. Bu bulgunun gelecekte doktorların risk değerlendirmelerinde daha etkin rol oynaması bekleniyor.











Yorum Yap