Biz Voleybol Ülkesiyiz... Nokta (2)
Kadın Voleybol Takımımız, Avrupa Milletler Kupası’nı kazandıktan sonra 30 Temmuz’da “Biz Voleybol Ülkesiyiz... Nokta” diye bir yazıyı kaleme almıştım.

Biz gerçekten bir voleybol ülkesiyiz ve kaptanımız Eda Erdem’in zafer konuşmasında dediği gibi başkenti de İstanbul. Hatta tapınağı, rahmetli Sinan Erdem’in adı verilen Ataköy’deki spor salonu.
Avrupa Kadın Voleybol Şampiyonası’na 24 takım katıldı ve İstanbul dahil dört ülkede elemeler yapıldı. Antrenör Daniele Santarelli ve öğrencileri maçlarını İstanbul’da oynadı. O muhteşem seyirci, takımımızın sanki 7. oyuncusuydu.
Setler boyunca susmadılar, ara vermediler ve kızlarımızı coşkuyla desteklediler. Maçın en zor ve kritik anlarında bile umutlarını hiç kaybetmediler; skor ne olursa olsun takımlarının yanında oldular. Her sayıdan sonra yükselen sesleri, yaptıkları tezahüratlar ve oluşturdukları muhteşem atmosfer, oyuncularımıza büyük bir moral ve motivasyon kaynağı oldu. Kızlarımızın yorulduğu, rakibin üstünlük kurduğu anlarda tribünlerden gelen o büyük destek, adeta sahadaki oyunculara yeniden güç verdi. Sinan Erdem’deki seyirci, yalnızca maçı izleyen bir topluluk değil, takımın mücadelesine ortak olan, kızlarımızla birlikte nefes alan ve son topa kadar inancını koruyan gerçek bir 7. oyuncu gibiydi.
İkinci setin kaybedilmesinin ardından Melissa Vargas’ın gözyaşlarını tutamaması, kaptanımız Eda Erdem’in bunu fark etmesi ve takım arkadaşlarının Vargas’ın etrafında kenetlenmesi, maçın en önemli kırılma noktalarından biriydi. O an sahada yalnızca bir set kaybedilmemişti; aynı zamanda kızlarımızın içindeki mücadele ve kazanma arzusu yeniden ateşlenmişti. Kaptan Eda’nın önderliğinde birbirlerine daha da kenetlenen takımımız, yaşanan hayal kırıklığını büyük bir hırs ve inanca dönüştürdü. Bir sonraki sete bu düşüncelerle, birbirlerine olan güvenleri ve kazanma tutkularıyla çıktılar. Sahaya yansıyan bu birliktelik, kısa sürede oyuna ve skora da yansıdı. Kaybedilen setin ardından gelen mücadele, adeta takımın yeniden ayağa kalkmasının ve şampiyonluğa uzanan yolun en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Kağıt üzerinde finalde rakibimizin, mutlak Olimpiyat ve Dünya şampiyonu ve bu sporun kadınlarda bir numarası olan İtalya olacağı belliydi. O “Azzurri”lerin dev kadrosunda Myriam Sylla, Paola Egonu ve Merit Adigwe gibi Nijerya asıllı oyuncuların yanı sıra, şampiyonanın en uzunu olan Rus asıllı Ekaterina Antropova da yer alıyor.
Nedense bazı rakip antrenörler, bizim devşirme oyuncumuz ve turnuvanın en iyi oyuncusu seçilen Küba asıllı Melissa Vargas’a taktılar. Türkiye’ye karşı aldıkları yenilgilerin nedenini bu yıldız oyuncumuza bağladılar.
Bu arada ilginç olan, finallere katılan 24 takımın 9’unun antrenörünün İtalyan olması ve İtalya Millî Takımı’nın ise Arjantinli Julio Velasco’ya emanet edilmesiydi.
Sinan Erdem’deki muhteşem koreografiye seyircinin uyumu, kızlarımızı setler ilerledikçe motive etti. Vargas kadar etkili olan Hande Baladın, Zehra Güneş, liberomuz Gizem Örge, İlkin Aydın, Elif Şahin ve kaptanımız Eda Erdem ile kenardan oyuna sık sık giren kızlarımız kusursuz oynadılar. Zorlu İtalya’nın file önünde beklenenden çok daha etkili bloklar yarattılar.
Adına ne dersek diyelim; Filenin Sultanları veya Atatürk’ün Kızları... Önemli olan, İtalya’nın favori olduğu bir voleybol şöleninde bu yıl da hem Milletler Kupası’nı hem de Avrupa Şampiyonası kupasını müzelerimize götürmüş olmamız.
Kaptanımız Eda Erdem’in maç sonrası tribünlere hitaben, “Cumhuriyetin bize açtığı yolda Türk kadınının neler başarabileceğini gösterdik. Türk kadını her zaman mücadele etmeye ve elbette kazanmaya devam edecek. Biz bu başarıyı ülkemize ve özellikle bize inananlara armağan ediyoruz.” demesi ve ardından, “Bizden sonra gelecek tüm çocuklara da armağan ediyoruz.” sözleri büyük alkış aldı.Eda, “Atatürk’ün kızları” olarak Türk kadınlarının neler başarabileceğini bir kez daha tüm dünyaya gösterdiklerini haykırıyordu.Ancak Eda’nın sözlerinin en anlamlı taraflarından biri de bu başarının sadece bugün sahada olanların eseri olmadığını hatırlatmasıydı. Önceki dönemlerde bu formayı giyen, bu takım için emek veren, mücadele eden ve Türk voleybolunun bugünlere gelmesine katkı sağlayan herkese teşekkür ederek büyük bir vefa örneği gösterdi.
Bir kaptana yakışan da buydu zaten. Geçmişte verilen emekleri unutmadan, bugün kazanılan başarıyı geleceğe taşımak... Eda’nın sözleri, bundan sonraki nesillerin de bu bayrağı daha ileriye taşıyacağına olan inancın bir ifadesiydi. Bugün elde edilen bu büyük başarı, yarının daha büyük zaferlerinin de temelini oluşturacaktı.
Şu bir gerçek ki büyük bir başarı elde ettik ve Los Angeles Olimpiyatları’na doğrudan katılma hakkını kazandık. Finalist İtalya ise uzun zaman sonra elemelere katılmak zorunda bırakıldı.
İtalyan basınına bakıyorum: Fatura, antrenörümüz Santarelli karşısında aciz kalan Arjantinli hoca Julio Velasco ile gününde olmayan Paola Egonu’ya kesilmiş.
Başta Federasyon’a, teknik heyete, Baş antrenör İtalyan Daniele Santarelli’ye, 5,5 ay sonra tekrar filelere dönen kaptan Eda Erdem’e ve tüm kızlarımıza teşekkürü borç biliyoruz. Ve unutmuyoruz:
“Biz Voleybol Ülkesiyiz... Nokta.”
Bu arada Almanya’da düzenlenen Dünya Kadınlar Basketbol Şampiyonası’nda Potanın Perileri’nin gruptaki üç maçını da kaybetmesi, “Perişanlık” olarak değerlendirilebilir mesela.
Yazık.
İlgili haber: Galatasaray'da Trabzonspor Derbisi Hazırlıkları Sürüyor
İlgili haber: Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde Marsilya'yı Konuk Ediyor: Muhtemel 11'ler ve Detaylar







Yorum Yap