Bakan Tekin: Okul güvenliğini eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Öğretmenin sınıfına bütün dikkatini verebilmesi de mesleğini huzur içinde icra edebileceği bir çalışma ortamına bağlıdır. Bu sebeple okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılı eylül dönemi mesleki çalışma programının başlaması dolayısıyla öğretmen ve okul yöneticilerine video mesajla hitap etti.
Yeni eğitim öğretim yılının taşıdığı heyecana değinen Tekin, yıllar geçse de okulun ilk gününe hazırlanma, öğrencilere kavuşma ve yeni öğrencilerle tanışma heyecanının hiç eksilmediğini belirtti.
İlgili haber: Hatay Reyhanlı'da İlköğretim Haftası Coşkuyla Kutlandı
Tekin, eylül dönemi mesleki çalışmalarının öğretmenler için verimli ve faydalı geçmesini temenni etti.
Yeni eğitim öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin, farklı şehirlerde, farklı ailelerde, farklı hayatların içinde büyüyen milyonlarca öğrenciyi aynı ülkenin, tarihin ve geleceğin mensupları olarak yetiştirdiklerini aktardı.
Maarifin en temel mesuliyetlerinden birinin çocukların birbirlerinin hukukunu kendi hukukları kadar aziz bilmelerini sağlamak olduğuna dikkati çeken Tekin, "Vatanına aidiyet duyan, beraber yaşamanın icaplarını gözeten ve müşterek geleceğimize sahip çıkan nesiller yetiştirmek istiyoruz." dedi.
Milli birlik ve beraberliğin eğitim yoluyla daha da güçlendirilmesinin önemine işaret eden Tekin, şöyle devam etti:
"Milletimizin tarih boyunca en büyük kudreti, müşterek bir kader duygusu etrafında kenetlenebilmesinden doğmuştur. Bugün de milli birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik hukukumuzu ve toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirecek en kalıcı zeminin eğitim olduğunun farkındayız. Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'u da bu bakımdan son derece anlamlı buluyoruz.
Bizim muradımız açık. Her evladımız kendisini bu milletin kıymetli bir ferdi olarak görsün, arkadaşının kimliğine, inancına, ailesine ve özel hayatına hürmet etsin, farklılıklarımızı birbirimizi anlamanın ve müşterek hayatımızı zenginleştirmenin bir vesilesi bilsin. Çocuklarımız geçmişlerinden kuvvet alsınlar, bugünlerine mesuliyetle sahip çıksınlar ve Türkiye'nin yarınını birlikte kuracaklarına yürekten inansınlar istiyoruz. İşte yeni eğitim öğretim yılına böyle bir inançla başlıyoruz."
Bakan Tekin, eğitim politikalarının sahadaki uygulamasında öğretmenlerin tecrübesinin önemine dikkati çekerek, öğretmenlerin tecrübelerini dinlemenin, kendileri için eğitim politikası üretmenin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtti.
Okullarda öğretmenlerin görüşlerinin karar süreçlerine daha güçlü şekilde yansımasını istediklerini vurgulayan Tekin, "Bunun için okullarımızda öğretmenin sözünün kıymet gördüğü, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın arttığı, yöneticilerimizle öğretmenlerimiz arasında karşılıklı güvenin hakim olduğu bir çalışma iklimini güçlendirmek konusunda kararlıyız. Öğretmen kurulları ve zümrelerin gerçek bir istişare zemini olarak işlemesini, görüş ve tekliflerinizin okulun kararlarına daha güçlü bir biçimde yansımasını özellikle arzu ediyoruz. Mesleki gelişiminizi de hayatın gerçek ihtiyaçlarıyla, sınıfta karşılaştığınız meselelerle ve kendi taleplerinizle irtibatlı biçimde desteklemeyi sürdüreceğiz." diye konuştu.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yeni bir eğitim öğretim yılına daha hep birlikte başladıklarının altını çizen Bakan Tekin, geride kalan iki yılda modelin sınıftaki karşılığının öğretmenlerle birlikte tecrübe edildiğine işaret etti.
Öğrencilerin öğrendikleriyle düşünebilmesini, hüküm verebilmesini, üretebilmesini ve gerektiğinde vardıkları hükmü yeniden değerlendirebilmesini amaçladıklarını aktaran Tekin, matematikten tarihe, edebiyattan bilime kadar farklı alanlarda edinilen bilgi ve becerilerin öğrencilerin şahsiyetinde birbirinden kopuk parçalar olarak kalmaması gerektiğini vurguladı.
Modelin merkezinde "yetkin ve erdemli insan" anlayışının bulunduğunu anımsatan Tekin, çocukların sahip oldukları kabiliyetlerin yanı sıra bu kabiliyetleri kullanırken taşıdıkları sorumluluğun da farkında olmalarını istediklerini belirtti.
Bakan Tekin, yeni eğitim öğretim yılında da sahadan gelen değerlendirmeleri dikkate alarak uygulamaları geliştirmeyi sürdüreceklerini, Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) üzerinden erişime sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi paketleriyle modelin öğretim süreçlerine etkili biçimde yansıtılmasını ve uygulamada ortak bir anlayışın güçlendirilmesini destekleyeceklerini bildirdi.
"Modelimizin beceri temelli eğitim anlayışını, öğrencilerimizin öğrendiklerini gerçek hayatın içinde tecrübe edebilecekleri imkanlarla buluşturacağız. 'Yaşam Becerileri' projemizle gündelik hayatın gerektirdiği becerileri yaparak ve yaşayarak edinmelerini destekleyeceğiz. Okul dışı öğrenme ortamlarıyla da yaşadıkları şehri ve coğrafyayı, müzeleri, kütüphaneleri, bilim ve kültür mekanlarını eğitim süreçlerinin daha etkin bir parçası haline getireceğiz. Bu yıl üzerinde özellikle duracağımız başlıklardan birisi de oyun olacak. 'Maarifin Kalbinde Oyun' teması çerçevesinde oyuna, çocuklarımızın öğrenme ve gelişim süreçlerinde daha geniş bir yer açacağız.
Geleneksel çocuk oyunlarımızın da burada ayrı bir kıymeti var. Nesiller boyunca sokaklarımızda, mahallelerimizde ve okul bahçelerimizde oynanan bu oyunlar çocuklarımızın akranlarıyla yüz yüze ilişki kurmasına, beraber hareket etmesine, paylaşmasına ve kültürümüzü yaşayarak tanımasına imkan veriyor. Çocuklarımızın oyun kurabildiği, arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirebildiği, merak ettiği, keşfettiği, ürettiği ve öğrenmekten haz duyduğu bir okul iklimini sizlerle birlikte güçlendirmek istiyoruz."
Bakan Tekin, bu çağda eğitimin amacının çocukları teknolojiden uzaklaştırmak değil, teknoloji karşısında irade sahibi olmalarını sağlamak olduğunu bildirdi.
Öğrencilerin doğru bilgiye ulaşabilmesi, karşılaştıkları içerikleri sorgulayabilmesi, dijital mahremiyetlerini koruyabilmesi ve teknolojiyi üreten bir araç olarak kullanabilmesinin önemine işaret eden Tekin, sınıflarda cep telefonu ve benzeri dijital araçların kullanımına yönelik tedbirlerin de çocukların dikkatini ve öğrenme zamanını koruma amacı taşıdığını vurguladı.
Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken okullardaki huzur ve güven ortamına özel önem verdiklerini belirten Tekin, şunları kaydetti:
İlgili haber: Keban'da İlköğretim Haftası Coşkuyla Kutlandı
"Yeni eğitim öğretim yılına hazırlanırken üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir diğer mesele, okullarımızdaki huzur ve güven ortamıdır. Bir çocuğun zihnini öğrenmeye açabilmesi için önce kendisini emniyette hissetmesi gerekir. Öğretmenin sınıfına bütün dikkatini verebilmesi de mesleğini huzur içinde icra edebileceği bir çalışma ortamına bağlıdır. Bu sebeple okulun güvenliğini, eğitimin asli şartlarından birisi olarak görüyoruz. Okullarımızın ve çevresinin güvenliği konusunda gerekli bütün tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını, muhtemel risklerin önceden tespit edilmesini ve en küçük bir ihmal alanının dahi oluşmamasını istiyoruz.











Yorum Yap